Edirne Eski Camii Restorasyonu (1996-1998)

 Genel Tanıtım

Eski Cami, Edirne’nin merkezinde yer alan ve Osmanlı dönemi eserleri içinde günümüze ulaşmış en eski anıtsal yapılardan biridir. Osmanlı Devleti’nin Fetret Devri dönemi simgelerinden olup aynı zamanda şehrin tarihî merkezinde yer alır.

Yapım tarihi ve inşa

Osmanlı tarihinde Fetret Devri diye anılan dönemde Yıldırım Bayezid’in oğlu Süleyman Çelebi tarafından 1403 yılında inşaasına başlandı. I. Mehmed (Çelebi Sultan Mehmet) tarafından 1414’te tamamlandı. Osmanlı padişahlarından II. Ahmed ve II. Mustafa’ya bu camide kılıç kuşanma törenleri yapıldı. 1749 yılında yangından, 1752’de ise depremden zarar gören cami; I. Mahmud döneminde onarıldı. Cumhuriyetin kuruluşunun ardından, 1924-1934 yıllarında yeniden restorasyona uğradı.

 Mimar

Caminin yan kapısı üzerindeki kitabeye göre mimarı Konyalı Hacı Alâaddin, kalfası ise Ömer ibn-i İbrahim‘dir.

 Mimari özellik

Erken Osmanlı dönemi büyük camilerinden olup kare planlı olup yaklaşık 49,5 m x 49,5 m boyutlarındadır ve iç mekân dört büyük ayak ve bunların taşıdığı kemerler ile dokuz eşit kare bölüme ayrılmıştır; bu alanların üzeri dokuz kubbe ile örtülüdür. Eski Cami, erken Osmanlı döneminin “çok kubbeli cami grubu” içinde yer alır.

Caminin iki minaresi vardır, biri kuzey köşesinde, diğeri batı köşesinde bulunur. Batı minaresi başlangıçta iki şerefeli planlanmış; minarelerde şerefelerin ayrı merdivenlerle çıkılıyor olması dikkat çekicidir.

Yapımda taş ve tuğla birlikte kullanılmıştır. Taş ve tuğla kullanımı, erken Osmanlı mimarisinde Selçuklu ve erken İslam mimarisinden gelen etkilerin büyük cephe açıklıkları ve kubbelerin ritmik düzeni ile dönemin mimarî dilini yansıtır.

  1. Murat döneminde Edirne’ye gelen ve Camiye girerek vaaz verdiği Söylenen Hacı Bayram Veli‘nin anısına duyulan saygı nedeniyle vaaz kürsüsü imamlarca kullanılmamaktadır. Ayrıca Kâbe‘den getirildiği rivayet edilen ve mihrabın sağında bulunan Rükn-ü Yemani adı verilen Kâbe taşı, özel bir ziyaret noktasıdır.

Caminin beyaza boyanmış duvarları ve payeleri üzerinde 18. ve 20. yüzyıllarda yazılmış çeşitli yazılar vardır. Bunların bazıları I. Mahmud zamanında, bazısı da 1863 yılındaki onarımda ilave edilmiştir. Sonraki dönemlerde de zamanın ünlü hattatları yazılarını buraya vermiş veya yerine yazmışlardır. Minberin sağındaki altın yaldızlı besmele de II. Abdülhamid‘in imzası görülmektedir.

 Tarihî Müdahale ve Restorasyon Geçmişi

Eski Cami, yüzyıllar boyunca doğal afetler, yangınlar ve zamanın etkileri nedeniyle birçok kez onarım/restorasyon süreçleri geçirmiştir.

  1. Yüzyıl Müdahaleleri

Yangın ve deprem sonrası onarım (1749–1752)

Cami, 1749’daki yangın ve 1752’deki depremde zarar görmüş ve ardından Sultan I. Mahmud döneminde restore edilmiştir.

 Yüzyıl Düzeyindeki Çalışmalar

19.yüzyılda da yeniden onarım ve müdahaleler olmuştur; örneğin 1863 restorasyon izleri söz konusudur.

Cumhuriyet Dönemi Restorasyonları

1924–1934 restorasyonu

Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan yeni devlet kurumları tarafından kapsamlı bir onarım uygulandı. Bu restorasyon, yapının çok kubbeli ana hacmi, taş ögeleri ve dış cephesini güçlendirdi.

1953 depremi sonrası onarım (1965)

1953’te büyük bir depremde yeniden zarar gören Eski Cami, 1965’te yeniden onarılarak bugünkü genel görünümüne kavuştu.

Son Dönem Müdahaleleri

1995-2000 yılları arasında camii kubbe bezeme ve kalemişlerinde Vakıflar Genel Müdürlüğü kapsamlı çalışma yapmıştır.

2008–2009 yıllarında Edirne Vakıflar Bölge Müdürlüğü öncülüğünde son restorasyon yapılmıştır. Bu süreçte sanat tarihi değeri olan ahşap işçilikleri ve Edirnekâri eserler de gün yüzüne çıkarılmıştır.

Caminin medrese yapısı günümüze ulaşmamıştır. Bu parçalar yıkılmış ya da yok olmuştur.

Neden Önemlidir?

Erken Osmanlı mimari örneği

Birinci Osmanlı başkentlerinden olan Edirne’de, klasik Osmanlı cami mimarisinin ilk büyük örneklerinden biri sayılır.

Tarihî süreklilik

Cami, 600 yılı aşkın süredir kesintisiz olarak ibadet mekânı olarak kullanılmıştır.

Kent içi konum

Edirne tarihi çarşısına yakınlığı ve diğer büyük camiler (Selimiye, Üç Şerefeli vb.) ile birlikte şehrin tarihî dokusunun önemli bir parçasını oluşturur.

Foto Galeri