Edirne Üç Şerefeli Camii Restorasyonu (1999)

 Mimari ve Tarihi Önemi

Yapım Tarihi ve Tarihsel Bağlam

  1. Murad tarafından inşa ettirilen cami, saatli medrese, mektep, sebil, çeşme ve hazîreden meydana gelen küçük bir külliyedir.

Camiyi 1437-1447 yılları arasında Mimar Muslihuddin ve Şehâbeddin Usta’nın yaptığı kabul edilmektedir. XV. yüzyılın ikinci yarısında Peykler Medresesi külliyeye eklenmiştir. 1176 1762 depreminde hasar gören cami 1763-64’de III. Mustafa tarafından onartılmıştır. Bu onarıma ilişkin kitâbe son cemaat yeri revakında, taçkapı eksenindeki kemerin aynalarında iki beyzî madalyon içinde yer almaktadır.

Yakın zamanda da cami esaslı bir tamir geçirmiştir. Kareye yakın dikdörtgen planlı cami enine dikdörtgen planlı harim (60,41 × 23,90 m.) ve revaklı avludan (60,70 × 35,50 m.) meydana gelmektedir.

Revaklı avlunun dört köşesine minare yerleştirilmiştir. Osmanlı mimarisinin merkezî planlı camilerinin ilk örneğini oluşturan yapı şadırvanlı-revaklı avlusuyla son derece önemlidir.

Üç Şerefeli Cami’nin dört minaresi birbirinden farklı süsleme özelliklerine sahiptir. Camiye adını veren üç şerefeli minare harimin kuzeybatısındadır ve 6 m. çapında, 67,75 m. boyunda olup külâhla beraber yüksekliği 76 metredir. Birinci merdivenle birinci ve ikinci şerefeye, ikinci merdivenle ikinci ve üçüncü şerefeye, üçüncü merdivenle yalnız üçüncü şerefeye çıkılmaktadır.

 Mimari Özellikler

Üç Şerefeli Camii, Osmanlı mimarisinde bir dönüm noktası olarak kabul edilir:

 Plan ve Biçim

Yapı ölçek olarak zamanındaki diğer camilerden büyük olup, merkezî plan ile avlu alanını birleştiren özgün bir tasarıma sahiptir.

Ana kubbe, inşa edildiğinde Osmanlı mimarisinde en büyük kubbe olarak kabul edilmiştir (yaklaşık 24 m çapında).

Caminin planı hem kapalı ibadet alanı hem de avlu düzenlemesini bütünleştirerek daha sonra klasik Osmanlı cami planlarına ilham vermiştir.

Malzeme

Yapımda kireçtaşı ağırlıklı kullanılmış, mimber, mihrab, sütunlar ve giriş elemanlarında mermer detaylara yer verilmiştir.

Taş işçiliği, renkli taş uygulamaları ve plaster üzeri el-çizimi motifler önemli dekoratif unsurlardır.

Avlu çevresindeki revaklar ve avlu içindeki şadırvan, klasik Osmanlı cami külliyelerinin erken örneklerindendir.

Minareler

Dört minareli bir yapıdır; özellikle güneybatı minaresindeki üç şerefe yapıya adını vermiştir.

Bu minaredeki her şerefeye ayrı merdivenlerle çıkılması ilginç bir mimari özelliktir.

Tarihî Gelişimi ve Onarım-Restorasyon Süreçleri

  1. Yüzyıl Onarımları

Cami, 1732 yangınında ciddi zarar görmüştür.

Ardından 1752 depreminde ağır hasar almış ve yıkılan kısımlar onarılmıştır.

1763 yılında geleneksel teknik ve malzemelerle kapsamlı bir restorasyon çalışması yapılmıştır. Bu onarım sırasında orijinal taş ve tuğla malzemelerinde boyut ve işçilik farklılığı gözlenmiştir.

  1. ve 20. Yüzyıl Restorasyonları

1890–1895 yılları arasında İç ve dış mimari detaylarda restorasyon yapılmıştır.

1930–1935 döneminde geniş kapsamlı onarımlar gerçekleştirilmiş, bazı orijinal el çizimi süslemelerin altındaki özgün bezemeler açığa çıkarılmıştır.

20.yüzyılın sonlarında fresk/restorasyon çalışmaları (örneğin 1999) gibi yenileme adımları da atılmıştır.

Kaybolan Unsurlar

Caminin hünkâr mahfili ve bazı yan yapıları 1930’larda kaldırılmıştır; bu elemanlar günümüzde mevcut değildir.

Üç Şerefeli Camii:

Osmanlı camii mimarisinde geçiş döneminin en önemli örneği olarak kabul edilir.

Merkezi kubbe planı, avlu ile bütünleşen düzeni ve üç şerefeli minaresi ile mimari yenilikler sunmuştur.

Yüzyıllar boyunca yangın, deprem ve değişen dönemlerin restorasyon süreçlerini yaşamış, günümüzde tarihi kimliğiyle ayakta durmaktadır.

Foto Galeri